Archive for the ‘Girişimcilik’ category

Günlükten-I

Ağustos 30th, 2010

04.02.2008
- İstanbul’a baktığınızda ne görüyorsunuz?
- Mutluluk!
- Bize kendinizden; bu noktaya geliş sürecinizden bahsedebilir misiniz?
- Hayata başladığımızda aslında her şeyin daha başından belli olduğunu söyleyebiliriz. Farklılık, sadece siz bunu, bu durumu fark ettiğiniz andan itibaren başlıyor. Bu anda siz de kendinize inanıyor ve o ana kadar ne yapmış olursanız olun, o ana kaar hayatınız hangi çizgide devam ediyor olursa olsun anlamını yitiriyor. Yeni bir hayata başlıyorsunuz. Diyebilirim ki, benimki de öyle oldu: 29 yaşıma kadar olan her şey bir şubat akşamı yavaş yavaş benden uzaklaşmaya başladı. Hani film müzikleri vardır; fantastik bir sahneyi yaşamanızı kolaylaştırır. Sanki o müzik olmasa görüntüler sahte gelecek… işte benim müziğim olarak taşıyorum bu zamanları.
- Pratikte neler yaşadınız?
- Aslında pratiğin ortaya çıkması için uzun bir kavrama süreci yaşanıyor. 29 yaşıma kadar yeterince özgür kalmamışım diyelim. Tam 3 ay gibi bir süreyi çalışmadan; yani zorunluluklar olmadan geçirdim. Çoğu kez okudum, internetteydim. Çevremde sevdiklerim sabrım kalmadığında bana destek oldu. Bu sürecin sonunda girişimimi başlatmaya karar verdim. Ne yapacağımı, nasıl yapacağımı net göremiyordum ama daha önce yaşamadığım bir deneyime hazırlandığımın da farkındaydım. Sanki yeni bir kimlik; her şeyiyle “yeni” bir kimlik oluşuyordu. Yeni diyorum, çünkü benim için de yeni bir kimlikti bu. Olayları değerlendirirken, kendimi sanki farklı biri gibi görüyordum. Ben konuşurken dinleyenlerden biri de yine bendim. Söylediklerimi ilgiyle bir kez daha dinliyor; hayatımda ilk kez duyduğum sözleri dinlerken bir kez daha düşünüyordum. Garip bir deneyim.

Bilişim Şirketleri için Yeni İş Modeli

Ağustos 13th, 2010

Yeni şirketler, daha büyükler için çalışarak büyük projelerin “küçük” yüklenicileri oluyorlar. Stratejik olarak üst seviyede bilgiyi kalabalık şirketlerde bulmak, buradaki insan kaynağını değerlendirmek eskiden olduğu kadar kolay değil.

Sorumluluk, işini severek yapmak,

Ocak 12th, 2010

Bahçeşehir Girişimciler Kulübü
Sevgili dostum, hiç eskimeyen okul arkadaşım Aydın uzunca bir süre ABD’de kaldıktan sonra kendisine tam uyduğunu düşündüğümüz, Bahçeşehir’de Associate CO-OP Director olarak devam ediyor. Geçen hafta işini nasıl yaptığına şahit olduk nihayet! Ben onu ve arkadaşlarını (öğrenciler) izlerken çok keyif aldım, çok eğlendim. Aşağıda etkinlik sonrası arkadaşlarına gönderdiği mesajı paylaşıyorum, izin almadan :) .

Fotoğrafta ilk görünen kişi Gökhan da beni peşinden sürüklediği için kocaman bir teşekkürü hakediyor. Bu “elevator pitch” etkinliğine kendisinden daha uygun bir jüri olamazdı.

“Sevgili Bahçeşehir’li Genç Girişimciler,

Bahçeşehir Üniversitesi Genç Girişimciler kulübu olarak, 2.önemli etkinliğinizi rekor sayılabilecek kadar kısa bir süre zarfında organize edip tamamladınız.
Hepinizi yürekten kutluyor, emeği geçen herkese sevgilerimi iletiyorum.

Sizler, her etkinlikten yeni birşeyler öğreniyorsunuz.

Çok kısa bir süre sonra bunun sadece bir başlangıç olduğunu anlayacak, bundan sonra “Genç Girişimciler” olarak anılmanın keyfini sürmeye başlayacağınızı söylemiştim, artık o yolda emin adımlar ile ilerliyorsunuz.

Ben Bahçeşehir Üniversitesi’nde Girişimcilik Operasyonlarıdan sorumlu olarak, COOP kapsamında destek olmaya devam edeceğim.

Mezuniyet sonrası iş hayatı’nda özgüven, öğrencilik yılları için liderlik becerilerinin gelişmesi yönünden faydalı olacak çalışmalara devam ettirmeniz dileklerimle.

Sevgiler,

Aydın Bırık

comScore @istanbul

Ocak 6th, 2010

Babasının villasında “girişimcilik” oynayanlar

Ocak 4th, 2010

Kavramlar ile bunların gerçek hayatta karşımıza çıkan halleri arasında farklılıklar vardır. Çevremizde tanıdığımız herkes için arkadaşımız diyebiliriz, ama pek çoğuyla karşılaşmak dışında bir ilişki yürütmeyiz. Karşılaştıkça paylaşılan şeyler de belki arkadaşlık etmek olmayabilir. Bu açıdan bakınca arkadaşlık kavramının içini doldurmak, ona hakkını vermek öyle kolay değildir. Okuldan bazıları babasıyla telefonda öyle samimi konuşurdu ki kendi kendime imrenirdim. İmrendiğim şey babasıyla arkadaşlık etmeyi başarmış olmasıydı sanırım. Bu gibi durumlar arkadaşlık kavramının farkını ortaya çıkarıyordu. Girişimcilik için de benzer bir fark var bana kalırsa, çoğunluğun gözünden kaçan. Eğer ben, babamın benim için sunduğu para kazanmadan yaşama konforunu değerlendirip, onun yürüttüğü işleri geliştiriyor veya başka bir tabela altında iş yapmaya çalışıyorsam buna girişimcilik demek beni rahatsız ediyor. Batıda böyle bir şey girişimcilik olabilir ama özellikle bizim gibi gelir dağılımı homojen olmayan ülkelerde girişimci kimlik daha detaylı olarak ele alınmalıdır. Ben girişimci olarak sıfırdan bir şey başlatan ve onu geliştiren kişi görmek istiyorum. Uzun zamandır bunu görmek için bakıyorum ama göremedim diyebilirim.

Girişimcilik kavram olarak kendine iş kuran ve bunu ayakta tutan kişi olarak herkesi kapsar ama işte arkadaşlık kavramında olduğu gibi her karşımıza çıkana girişimci demek doğru olmuyor. Kanunlar karşısında babasının servetine göre zenginlik seviyesi ile girişimcilik katsayısı arasında ters bir orantı görüyoruz. Hane geliri belli bir eşiğin altında olan ailelerden girişimci çocuk çıkarmak bence gerçek girişimcilik olmalıdır. Girişimciliğin katma değerini bir topluluk ancak böyle hisseder. Kendi geniş ailesine (sülale) baksın herkes (!) Babası bir baltaya sap olamamış ailelerin çocukları da maalesef bu yükün altından kolay çıkamıyor. Şanslı olan diğerleri ise, eğitim ve maddi imkanların sağladığı destekle başarmanın tadını çıkarıyor. Eski yöneticilerimden birisi nasıl biriyle çalışmak istediğini bana tarif ederken orijinal bir açıklama yapmıştı: Eliyle masada küçük bir mesafe gösterip, sonrada onun birkaç katı başka bir mesafeye çekerek bu seviyede birine ihtiyacım var, aradaki yaygın farkın kapanması neredeyse imkansız demişti. Haklı olarak onunla kimse çalışamıyor şimdi. Kendisi itiraf ediyor. Bence de hayatımızda aldığımız mesafeler bazen bulunduğumuz yerden daha önemli olabiliyor. Girişimci biri olduğunu iddia edenlerin bir de ne kadar mesafe aldığını açıklaması iyi olur diye düşünüyorum. Aaaa, tam bir başarı öyküsü, tebrikler !!! diyorsun, ama öte yandan adam doğduğundan beri para kazanma zorunluluğu olmadan yaşamış. Eee, ölç bakalım mesafe ne kadar ?

 Birileri, senin yaklaşımınla, zengin ailelerin çocukları girişimci olamaz mı? Ne saçma, diyebilir. Elbette, onların yaptıkları özel şeyler de bir girişimdir. Ben diyorum ki: lütfen kendinizi tarif ederken “girişimci yetenek” ile “girişimci” arasında bir anlam kargaşası oluşturmayın. Bu toplulukta şanslı olmayan çoğunluk hayal gücüyle “girişimci” olmayı öğrenmek zorunda ama öne çıkan bazı örnekler buna izin vermiyor. Para kazanmakla sonuçlanan her şey girişimcilik olarak gösterilmeye devam ederse, girişimci olmak isteyecek kimse kalmayacak.